Kitap: Hicret, Din ü Devlet: Osmanlı Göç Politikası (1856-1908), Kitap Bölümü: Batum Muhacirleri, Yazar: Fuat DÜNDAR, syf: 274-277
Editör Notu: Türkiye’deki Gürcü Dernekleri adı altında faaliyet gösteren kuruluşlar arasında 2024 yılında başladığını tahmin ettiğimiz bir furya türedi. Bu furyada, “Gürcü Göçü Şenliği” başlığı altında şenlikler ve paneller düzenleniyor, adeta bir bayram havası ile Gürcü kökenli ses sanatçıları ve müzisyenler sahnelerde dinleyicileri eğlendiriyor, bu etkinliklerin duyuru afişlerinde “horona” davet eden ifadeler kullanılıyor, atalarımızın acı dolu göç geçmişi üzerinde horon tepiliyor… Ve inanır mısınız değerli okuyucu? Buna tepki gösteren duyarlı insanlara ise: “ne yapalım? ağlama seansına mı döndürelim?” yanıtları geliyor. Kabahatin büyüklüğü bir özür doğuramadığından, kabahat, pişkinlikle pekiştiriliyor.
Atalarımızın sanki güle oynaya göç ettiği ve sanki bu topraklarda, Tao-Klarjeti’de, Lazeti’de otokton bir halk değilmiş de göçmen/sığıntı halkmış kategorisine indirgendiği bir takım amaçsız ve kaybetmeye mahkum faaliyetler bir yana dursun, 7 Eylül 1878 günü Müslüman Gürcü ahalinin acı dolu kara yazgısının gerçek hikayesini istifadelerinize sunmak istedik. Kararı siz değerli okuyucuya bırakıyoruz: bu satırları okuduktan sonra siz bu göç işine ne dersiniz? Şenlik mi? Tanrının bir Lütfu mu? Yoksa bir trajedi mi?
Sahi sizce hangisi daha trajik? Acı dolu göç hikayesi mi? Yoksa bu acının üzerinde horon tepen torunlarının ahvali mi?
Batum Muhacirleri
93 Harbi’nin yarattığı göç hareketlerinden biri de Batum Gürcü Müslümanlarının göçüydü. Osmanlı nüfusu ve aldığı göçler içinde önemli bir büyüklük ifade etmese de, otokton halkın tarihinde önemli bir etkide bulunacaktır. Göçler bölge nüfusunu neredeyse yarıya düşürür. Rusya’nın Gürcistan’ı ama en önemlisi de 1829’da Kafkasya’yı ilhakıyla sınır bölgesi hâline gelen Batum, Osmanlı açısından stratejik bir önem kazanır. Osmanlı delegasyonundan birinin 1856 Paris Konferansı’nda belirttiği gibi, Osmanlı için Batum-Çürüksu bölgesi Kafkasya’dan daha önemlidir. Çerkes bölümünde değinildiği gibi bu yüzden Babıâli, Britanya’nın, Rus sınırının Kuban nehrine ötelenmesi, yani Kafkasya’nın tekrar Osmanlı’ya katılması önerisini reddeder. Hatta Babıâli, Kafkasyalıların bir kısmını Batum ve çevresine yerleştirmeyi düşünür. Eldeki Batum toprağının Kafkasya halkları ile korunması yolu tercih edilir.
Ancak, 1872 tarihli Dağıstan’dan Batum’a 140 bin muhacir taşıma projesi, Rusya’nın Kafkas muhacirlerinin sınır bölgelerinde iskânına karşı çıkması yüzünden hayata geçirilemez. “Dışarıdan göçmen nüfus ile beslenemeyen Çürüksu bölgesi” Müslüman nüfus açısından zayıflar. Ayrıca Babıâli’nin, bölge Müslümanlarına istedikleri askerlik muafiyetini tanımaması sonucu Rus savaşlarındaki kayıpların etkisiyle bölge nüfusu azalır. 1878’de savaş tazminatı karşılığında Rusya’ya verildikten sonra Batum, nüfusu tahkim edilmesi gereken bir bölge olmaktan çıkar. Babıâli için göç veren bir bölge olması tercih edilir hâle gelir. Osmanlı, Batum’dan çekilirken beraberinde Müslüman nüfusu da götürür; “Osmanlı Ordusu Batum Sancağını boşaltma hazırlıklarına” onay verince göçler başlar (7 Eylül 1878). Babıâli göçleri organize etmek için bölgeye muhacir memurları gönderir. Yukarıda bahsedildiği gibi, 93 Harbi sırasında işgal edilme tehlikesi olan Balkan Dağları’nın kuzeyindeki Müslümanlar sevk edilmiştir. Oysa Batum, işgale uğramamış, anlaşmayla Rusya’ya terk edilmiştir. Babıâli bununla yetinmedi, “Gürcülere, göç ettikten sonra beş altı yıl her türlü vergiden, askerlikten muaf” tutulacakları sözü verdi. Kavkaz gazetesine göre, alt düzey memurları kötü muamelelerinin yanı sıra “Türk mollaları da halkı göçe teşvik etmekteydi.”
Acara, Mahaççil, Livane, Gönye, Çürüksu ve Batum kazaları ahalisinden takriben 70 bin kişi göç etmek için Babıâli’ye başvurur. Göçmenler genelde Trabzon ve Samsun’a gemilerle taşınır, ardından iskân yerlerine dağıtılır. Mallarını tasfiye edenlerin de katılmasıyla 40 bin kişiden 29 binini nakletmek için vapurlar gönderilir. 1 Mayıs 1879 günü, 700 hane Çürüksu muhaciri Trabzon’a yerleştirilir.
27 Ocak 1879’da imzalanan Osmanlı-Rusya arasındaki İstanbul Antlaşması’nın VII. maddesine göre, Batumlular, üç yıl içinde (3 Şubat 1879 – 3 Şubat 1882), mallarını satıp Osmanlı’ya göç edebileceklerdir. Süre, 1881 kuraklığından dolayı süre 1884’e kadar uzatılır, 2 yıl. 1890-1909 arasında ise Rusya, bireysel göçlere göz yumar ve kitlesel göçler için Osmanlı’nın diplomatik talebi karşılığında bazı vakalarda izin verir. 1909 sonrası ise Ruslar, Batumluların göçlerini daha da zorlaştırır.
1879 anlaşması sonrası Babıâli, bölgede bir Muhacirin Komisyonu kurar. Bölgedeki Müslüman nüfustan göç edecekleri kaydetmesi için kurulan komisyonun başkanı Rıfkı Efendi olur. Turan’ın tespit ettiğine göre, konsolosluk ve muhacir komisyonu, “oldukça yoğun bir mesai” içinde çalışır. İlk aşamada Acara-i Ulyâ, Yukarı ve Aşağı Acara, Machael, Livane, Gönye, Çürüksu ve Batum’dan 60–70 bin nüfusun göç edebileceğini tespit eder. 1882 yılına kadar 120 bin Gürcü Müslümanın göç ettiği, 80 bin kişinin de göçe hazırlandığı tespit edilir.
Anlaşmanın tanıdığı göç hakkı konusunda taraflar farklı davranır. Osmanlı göç hakkını Müslümanlara kullandırmak ister, Ruslar ise göçleri engellemeye çalışır. Kafkasya İmparator Kaymakamı Grandük Mişel’in 1879’da Batum’da ahaliye hitaben: “… Rusya’ya terk olunan yerleri halkından asker alınmayacak, ağır vergiler konulmayacak ve isteyenlerin Osmanlı Devleti’ne hicret edebilecekleri” sözü vardır. Osmanlı yetkilileri de, Rusya’nın Müslüman ahalisinden asker toplama meselesiyle ilgilenir. Yaptıkları araştırmada bunun proje olduğunu fark eder.
Livane’den(Yani Artvin) Osmanlı topraklarına göç etmek isteyen 1300 hane engellenir. 1898’de Rus askerleri, kaçak göçmen taşıyan gemilere ateş açar.
1890’dan sonra süre uzatılmaz ama 1909’a kadar küçük grupların geçişlerine Ruslar göz yumar. Kaldı ki bunların bir kısmı kısa süreli ziyaret için izin isteyip sınırı geçtikten sonra muhacirlik talebinde bulunan kişilerdir. Kitlesel göçler için, Babıâli’nin Rusya nezdinde resmî girişimlerde bulunması gerekir. Mesela, 1886 yılında Tiflis, Ardahan, Axaltsixe, Kars, Çıldır ve Batum gibi yerlerden 5 binin üzerinde kişi göç talebinde bulununca, Rusya’nın iznini almak için girişimde bulunulur. 1887 yılında bir kısım Batumlunun talebi için Batum şehbenderliği bizzat uğraşır. Ayrıca, 1893 yılında, Ardanuç’tan 50 hane ve Livane’den 13 hanede 496 nüfusun göç edebilmesi için Osmanlı Hariciye Nezareti, Rusya nezdinde girişimde bulunur. 6 Şubat 1905’te Batum Müslümanlarına saldırı üzerine Osmanlı, Ruslardan göç izni ister.